İstanbul Modern’de Yeni Sergi Anthony Cragg

Yaşayan en önemli heykel sanatçılarından Anthony Cragg’in “İnsan Doğası” sergisi İstanbul Modern’de devam ediyor. Cragg’in 40 yılı aşkın kariyerinin her döneminden en karakteristik örneklere yer veren sergi, 11 Kasım’a kadar görülebilir.

Çağdaş heykel sanatının en özgün, en yenilikçi sanatçılarından Anthony Cragg, İstanbul Modern’in geçici mekânında sanatseverlerle buluşuyor. Kültür ve sanata verdiği destekle dikkat çeken Ferko’nun sponsorluğunda, gerçekleşen “İnsan Doğası”nın küratörlüğünü İstanbul Modern Genel Direktörü Levent Çalıkoğlu üstlendi.

Anthony Cragg kimdir?

1949, Liverpool doğumlu Anthony Cragg, kauçuk üzerine gerçekleştirdiği laboratuvar teknisyenliğinin ardından Gloucester Sanat ve Tasarım Koleji, Wimbledon Sanat Okulu ve Kraliyet Sanat Koleji’nde sanat eğitimi alır. Yapıtları 1970’li yıllardan itibaren sayısız kent ve sanat kurumunda sergilenen, 1988’de ise Turner Ödülü’ne layık görülen Cragg, aynı yıl 43. Venedik Bienali’nde ülkesini temsil eder. Sanatçı, yaşamını ve çalışmalarını 1977’den bu yana Wuppertal, Almanya’da sürdürmektedir.

Nike’tan Yeni Krampon: PHANTOMVSN

Farklı ve daha iyi bir tasarım hedefiyle yola çıkan tasarımcı Phil Woodman, yeni kramponu baştan sonra yeniden kurguladı. Ortaya çıkan benzersiz krampon tasarımı PhantomVSN, sahalarda boy gösterdikten sonra Nike’ın diğer ayakkabı serilerinde de kullanılacak.

Woodman, tasarımı şöyle tanımlıyor: “Hemen hemen her ayağa uyacak kadar esnek, ancak şeklini koruyan, aşırı esnemeyen ve ayağı sıkmadan saran bir malzeme olan Quadfit ile örgü iç yüzeyli bir krampon geliştirdik.”

Kramponun bu özelliği dışarıdan fark edilmese de, etkisini hemen gösteriyor. Woodman; “Futbolcular, yeni kramponlarını giyerek açmanın zorluğuna yabancı değiller. Ancak PhantomVSN ilk andan itibaren maça çıkmaya hazır.”

Quadfit’in bu performansının altında yatan sebep, normal örgü materyaller gibi kısıtlı bir esneme payına sahip olmaması. Liflerin yönelimi ve aralarındaki boşlukların yanı sıra dört farklı yönde uzanan iplikler futbolcunun ayağını sararak her yönden destek sağlıyor. Bu boşluklar, ayağın yükünü eşit olarak dağıtıp sürtünmeyi azaltıyor. Sonuçta ortaya farklı ayak yapılarına uyum sağlayabilen bir krampon çıkıyor.

LÜKS OTELLER YAZ SEZONUNDA YÜKSELİŞE GEÇİYOR

Yüksek kalite ve lezzetli menülerini şehirde bulunan gastronomi severlere de duyurmak isteyen lüks otellerin sayısı her geçen gün artarken, yaz dönemi boyunca açılan açık hava bölümleri ve tazelenen menüleriyle sadece otelde konaklayanlar veya iş yemekleri için değil değişik tatlara düşkün herkesi otellerinin içerisinde bulunan mekanlarına davet ediyor. Gurme lezzetlerin ve dünya içkilerinin sunulduğu happy hourlardan seçkin kahvaltılara, pazar brunchlarından eğlenceli akşam yemeklerine her otel kendi bünyesinde farklı etkinliklere ev sahipliği yaparak yazı renklendiriyor.

Yazı: Dilara Özden

Yazı İstanbul’da kalarak değerlendiren lezzet düşkünleri için şehrin en prestijli konumuna sahip lüks otellerinden Çırağan Palace Kempinski, İstanbul’un keyfine varmak isteyen müşterileri için Laleden restoranında sayısız seçenek sunan açık büfe kahvaltıyla güne başlarken yenilenen yazlık mekanı öğle ve akşam yemeği sunan Bosphorus Grill’de fiks fiyatla sunulan açık büfe balık et, sebze ve tatlı seçenekleriyle günü kalite ve lezzetin zirvesinde tamamlamalarını sağlıyor. Klasik Türk lezzetleri kebap, pirzola, tandır dışında dünya mutfağının değişik damak tatlarından noodle, suşi, İtalyan pizzası sayısız kokteyl çeşidiyle buluşuyor. Bu deneyimi kaçırmamak için yaz dönemi boyunca şehrin en güzel manzarasına sahip Çırağan Palace Kempinski’nin yenilenmiş açık hava ziyafet mekanını ziyaret etmelisiniz. Ayrıca 18-26 Ağustos tarihleri arasında Çırağan Palace Kempinski’nin lüks deneyimini yaşamak isteyen müşteriler için Kurban Bayramı özel paketini incelemenizde fayda var.

Bosphorus Grill

Hilton İstanbul Bosphorus, içerisinde bulunan değişik kültürlerden mutfaklara ev sahipliği yapan mekanlarıyla yazı karşılıyor. Şehrin yazlık mekanları arasında yükselişe geçen Hint geleneğinin İstanbul’daki lezzet elçilerinden Dubb ve Çin mutfağının şehirdeki yeni gözdesi Dragon farklı tatlara açık olan tüm misafirlerini yaz boyunca serin teraslarında ağırlıyor. Türk mutfağından vazgeçemeyenler için ise eşsiz İstanbul manzarasına karşı konumlanan “VeMeyhane”, alıştığımız meyhane kültürünü fiks menü ile sunulan Ege lezzetleriyle buluşturarak, çarşamba ve perşembe gecelerini Yunan tavernalarına, cuma akşamlarını da sahil yörelerindeki fasıl gecelerine dönüştürüyor. Yeni mekanlar ve yeni kültürler arayışında olduğumuz son yıllarda her geçen gün hayatımıza giren yeni mutfak lezzetlerinin en iyi seçeneklerinden Hindistandan özel olarak getirilen baharatlar kullanılarak hazırlanan mistik kokuların hakim olduğu menüsüyle Dubb ve Çin mutfağından beklenen ana yemekleri 30 yıllık tecrübesi ve ünlü şefleriyle müşterilerine sunan Dragon terasları ve bahçeleriyle yaz akşamları için mutlaka denenmesi gereken seçeneklerden. Hatırlatmakta fayda var ki 3 Eylül’e kadar geçerli yaz dönemi boyunca Hilton Honors üyelerine özel Hilton’un dünyanın dört bir yanındaki 400 otelinde geçerli yaz kampanyasında yüzde 25’e varan indirim imkanı devam ediyor.

Dubb Indian Bosphorus

Dragon Restaurant

İstanbul’un Bodrum’a taşınmasıyla ve her geçen gün artan yoğun ilgiyle gelişen, geliştikçe daha kaliteli mekan seçenekleriyle karşımıza çıkan Bodrum hayatı bu yıl listesine yeni bir isim ekliyor. LUX* Bodrum Resort & Residences Adabükü’nde bulunduğu konum, hizmet anlayışı ve kaliteye verdiği önem ile bünyesinde 2 ayrı restoran ve 4 ayrı konsept bulunduruyor. Geçen yıl açılan ve her bir müşteri için unutulmayacak anılar kazandırmayı amaçlayan otel, Zülfikar Demirci şefliğinde geleneksel ve modern Türk mutfağını yeniden yorumluyor. Müşterilerini Akdeniz’e İtalyan mutfağına doğru yola çıkaracak olan Stella ile Ege’nin derin koylarından deniz mahsullerini, bölgenin vazgeçilmez meze ve otlarını müşterilerinin beğenisine sunacak yepyeni Bodrum Blue her biri ince düşünülmüş dekorasyonu, modern sunumları ve özenle planlanmış menüsüyle Bodrum ziyaretçilerini bekliyor. Bodrum Blue, bir balık restoranı olarak gurmelerin eşsiz zevklerine hitap edebilecek her türlü ince ayrıntıyı düşünerek hazırlanmış hatta öyle ki müşterilerine kendi seçtikleri ıstakozların servis edilmesini sağlıyor. Bodrum’un en geniş kapasiteye sahip kavlarından birine de sahip olan LUX* hangi damak tadını tercih ederseniz onunla güzelleşecek bir şarabı size sunmak için hazır bekliyor. Bodrum’da bulunup kaliteli bir gurme deneyimi yaşamak isteyenler için LUX* Resort restoranları seçiminiz Akdeniz veya Ege’den yana olursa olsun popüler yazlık bölgesi için en güçlü seçeneklerden.

Bodrum’un en iyi konuma ve doğasına sahip zeytin ve çamlarla çevrili sağlıklı yaşam otellerinden Asya kültüründen doğan Mandarin Oriental Bodrum, 14-18 Ağustos tarihleri arasında Mandarin Oriental Banghok’un bünyesinde bulunan La Normandie restoranın Michelin yıldızlı şefi Arnaud Dunan Sauthier’i ağırlıyor. Eşi benzeri olmayan bir gastronomi deneyimi yaşatmayı amaçlayan otel ve ünlü şef, Bodrum’daki otel bünyesinde bulunan Assaggio’da 5 ve 7 aşamalı menü tadımıyla müşterilerine unutulamaz bir lezzet şöleni yaşatmak için lezzet düşkünü gurmeleri bekliyor. Fransız mutfağına getirdiği yeniliklerle tanınan La Normandie restoranı ve baş şef Sauthier, Savoy’dan getirdiği kaliteli malzemelerle yarattığı kendi imzasını taşıyan havyar, deniz kestanesi ve şampanya soslu patatesli yemeği ile güvercin, hindiba, armut ve kakaolu yemeğini Bodrum müşterilerine tattırmak için gün sayıyor. Fiks ücretin uygulanacağı menüler için önceden rezervasyon yapmanız gerekmekte.

Arnaud Dunan Sauthier

Pigeon Miéral de Bresse, havyar, deniz kestanesi ve şampanya soslu patatesli lezzet

Caviar Osciètre et Oursin, güvercin, hindiba, armut ve kakaolu lezzet

2015 yılında Nişantaşı’nda açılan St.Regis Oteli’nin ikonik roof restoranı Spago, özellikle bu yıl İstanbul’da happy hour dinaminiğini elinde tutuyor. 2 Michelin yıldızlı Avusturalya’dan göç ederek Hollywood’un ünlü şefi ünvanını alan Wolfgang Puck’ın Amerika dışındaki ilk restoranı olma özelliğini taşıyan Spago, Beverly Hill’sten sonra ilk kez Türk müşterilerine eşsiz yiyecek ve içecek deneyimini sunuyor. İlk açıldığı dönemde isminin arkasındaki güce rağmen beklenen ve tahmin edilen ilgiyle karşılaşamamış olmasının etkisiyle bu yıl marka değerini yükselterek şehrin en popüler noktalarından biri haline dönüştü. Sanat galerisini andıran Hollywood’un ünlü isimleriyle çevrili iç dekorasyonu, Kaliforniya’dan ilhamla hazırlanan gastronomik menüsü ve sonradan dahil olan suşi ustası Sato’nun sunumları, boğaza karşı konumlanan eşsiz manzarası, yeniden düzenlenen teras bar ve lounge kısımları, ünlü DJ’lere de ev sahipliği yapan happy hourları ve haftasonları düzenenlenen özel etkinlikleriyle bu yaz dönemi boyunca deneyimlenmesi gereken en hit mekan olma özelliğini taşıyor.

Steak tartare

Sushi

Yueyang Usulü Izgara Kuzu

Dünya’nın en iyi 50 restoranı listesinde 44. sıraya yerleşen tek Türk markası, 2018 Gecce Ödüllerinde de en iyi mekan seçilen The Marmara Pera otelinin roof restoranı Mikla, vizyoner yönüyle bilinen Mehmet Gürs şefliğinde Türk ve İskandinav kültürünü İstanbul’da canlandırıyor. Müşterilerine Anadolu’ya özgü tatlar ve malzemelerden hazırlanan rafine bir fiks menü sunmayı amaçlayan mekan yaz dönemi boyunca restoran ve bar terasları olarak ikiye ayrılıyor. Böylece şehrin yaz gecelerini boğaz manzarası ve Michelin yıldızlı restoranlarla karşılaştırılabilecek gurme lezzetlerden ve etkin şarap menüsünden oluşan seçkilerle değerlendirmek isteyen her müşteriye uygun seçenekler sunuyor. Mehmet Gürs ve ekibi Türk restoran kültüründe çok da alışık olmadığımız lezzetleri, mantıdan balık ekmeğe, mücverden tarhanaya getirdikleri yeni yorumlar ve ev yapımı tatlarla hem yiyecek hem de içecek kültürünü en baştan düzenliyor ve pazar günleri dışında uluslararası değere sahip sunumlarını müşterileriyle paylaşıyor.

Mantı

Balık Ekmek

Mücver

Tarhana

Beymen Club 2018-2019 Sonbahar- Kış Erkek Koleksiyonu

Her sezon tasarımları ile fark yaratan BEYMEN Collection, 2018-2019 Sonbahar/Kış sezonunda modern erkekler için ayrıcalıklı bir koleksiyona imza atıyor. Casual, Sartorial, Travel Line, Smokin olmak üzere dört ana gruptan oluşan koleksiyon, erkeklerin gardıroblarında ihtiyaç duydukları tüm ürün gruplarını kapsıyor.

BEYMEN Collection, sonbahar kış sezonuna yazın sıcak günlerini aratmayacak tonlarla başlıyor. Klasik tasarımların sporlaşan yorumu Casual Koleksiyonu, bordo, tarçın, kahverengi tonları, haki, nefti, lacivert ve ekru tonları ile farklı kombinlere olanak sağlıyor. Kış ayları ile birlikte koleksiyona katılan gri ve vizon tonları beyaz ile birleşerek tasarımlara parlak görünüm katıyor. Kadife kumaşlar, denim ve indigo tonları ise BEYMEN Collection erkeğinin sofistike görünümünü tamamlıyor.

Koleksiyondaki pantolonlar, büzgü paça detayı, şeritler, farklı fermuar detaylarla dinamikleşirken, Beymen Club DNA’sı ile eşleşen, özel bir teknik ile boyanan %100 yün parça boya trikolar, teknolojik fermuar detaylarıyla güncellenen chinolar ile kombinleniyor. Kamuflaj ve farklı kumaş birlikteliklerine sahip gömlekler, dağcı sembolleriyle ve manzaralar ile zenginleşen jakarlı kazaklar, küçük objeli baskılı gömlekler, triko ceketler ve şal desenli trikolar koleksiyonun en gözde parçaları arasında yer alıyor.

North Face Yeni Mağazası Zirvede

The North Face, tarihindeki en ikonik mağazalarından birini İtalyan Alplerinde açtı! İtalyan Alplerinde 2100m irtifada bulunan bu ikonik mağaza ile Pinnacle Project’i hayata geçiren marka, The North Face sporcularının en zorlu maceralarında kullandıkları, koleksiyon niteliği taşıyan ürünlere ev sahipliği yapıyor.

The North Face, 52 yıl önce ilk mağazasının açılışında hafızalara kazınacak bir geceye ev sahipliği yapmıştı. 26 Ekim 1966’da San Francisco’da North Beach’teki mütevazı bir açık hava deposu, punk müzisyenler, dağcılar, ünlüler, modacılar, aktivistler, kanaat önderleri ve hippilerden oluşan bir kalabalıkla doluydu. O an orada bulunan efsane müzik grubu The Greatful Dead’in doğaçlama müziğiyle kalabalık kendinden geçti. O gece The North Face ruhunun doğduğu gece olarak kabul edilir.

50 yıldan uzun bir süre sonra, bu gecenin anısına, The North Face, Dolomitler’in kalbinde 2100 metre irtifada, en ikonik pop-up dağ mağazasını açıyor.

İtalyan Alplerindeki Val San Nicolò’da yer alan pop-up mağazaya sadece yürüyerek ulaşılabiliyor. Alex Honnold ve Conrad Anker’den Simone Moro’ya ve Caroline Ciavaldini’ye kadar günümüzün en etkin maceraperestleri tarafından giyilen ikonik koleksiyoner parçalarını görmek isteyenleri 2 saatlik zorlu bir patika yürüyüşü bekliyor.

Subaru XV’ ye Sanatsal Dokunuş

Özgür ruhların ve doğa aşıklarının tercihi Subaru XV, ressam Prof. Dr. Orhan Cebrailoğlu tarafından sanat eserine dönüştürüldü. “Tabiat, bağ, sanat harmonisi” mottosuyla düzenlenen festival kapsamında Cebrailoğlu, Subaru XV’nin dış yüzeyini tuval olarak kullandı. Sanatçının dışavurumcu tarzıyla sanat eserine dönüşen Subaru XV, etkinlik sonrasında markanın showroomlarında sergilenecek.

20-28 Temmuz 2018 tarihleri arasında Şarköy’de yer alan Kalpak Bağlarında “tabiat, bağ, sanat harmonisi” mottosuyla düzenlenen II. Uluslararası Chateau Kalpak Sanat Festivali kapsamında dünyanın çeşitli ülkelerinden 20 sanatçı 1 hafta süresinde eserlerini hayata geçirdi. Festival küratörü Prof. Dr. Orhan Cebrailoğlu Subaru XV modelini tuval olarak kullanarak bir sanat eseri yarattı. Sanatseverler tarafından yoğun bir ilgiyle karşılaşan Subaru XV festivalin yıldızı oldu.

YAZ ŞEHİRDE LEZZETLENİYOR

F King Öneriyor!

Isınan havalar, kavurucu güneş ve sakinleşen şehir, İstanbul’u terk etmeyenleri yeni mekanlar ve yeni yaz lezzetlerini keşfetmeye çağırıyor. Yaz dönemi boyunca yenilenen menüleri ve atmosferiyle müşterilerine yeni deneyimler sunmayı amaçlayan mekan önerilerimiz İstanbul’dan Milano’ya uzanıyor.

Yazı: Dilara Özden

Gündüzden geceye devam edilen günlerde, gün batımının romantik etkisini İstanbul manzarasıyla deneyimlemek için misafirlerine lounge müzik eşliğinde yaza özel seçkin kokteyl menüsünü sunan Wyndham Grand Kalamış’ın Jigger Roof Bar’ı Anadolu Yakası’na yepyeni bir eğlence kültürü getiriyor. Happy Hourla renklenen şehir yaşamı, misafirlerini ödüllü şef Mehmet Yalçınkaya’nın deneyimli elleriyle lezzetlenen menüsüyle İstanbul’dan Akdeniz sahillerine doğru yola çıkarıyor.

Yazı tatlısız geçiremeyenler için İtalyan egzotizmi Suadiye’de canlanıyor. Yoğun sıcağın hakim olduğu İstanbul’da hafif ve lezzetli spesiyel tatları deneyip İtalya’ya yolculuk yapmanız La Mia Luce’de mümkün. İtalyan kültürünü şık ve konforlu dekorasyonu ve detaylı menüsüyle yansıtan mekan, Tiramisu ve Panna Cotta’dan Napoleone pastasına ve Mocha Pie’a geniş seçeneklerin sunulduğu yaza özel hazırlanan menüsüyle akşam yemekleri sonrası kaçamakları veya çay saati atıştırmalıkları için şehrin popüler yaz seçeneklerinden. Alıştığımız tatlı kültürüne İtalyan dokunuşları ve sunumuyla benzersiz bir atmosfer yaratan Anadolu Yakası’nın gizli keşfi “Ospitalita Italiana”sertifikalı La Mia Luce misafirlerini vazgeçilmez bir yaz deneyimi sunmayı bekliyor.

Panna Cotta

Tiramisu

Napoleone

Dünya mutfağı lezzetlerini en iyi biçimde misafirlerine sunmayı amaçlayan restaurant zinciri Kitchenette yaz aylarının gelmesiyle kendini yeniliyor. Modern ve samimi ortamı, kaliteli menüsü ve sunumlarıyla yılların en çok tercih edilen mekanlarından olan Kitchenette “Birlikte Daha Güzel” sloganıyla misafirlerini gastronomik tatlar deneyimlemeye çağırıyor. Cheddar peyniri ve hardal sosla hazırlanan “BBQ Kaburga Burger”dan, mozarella peynirli “Kuşkonmazlı Tavuk Sarma”ya, vejetaryen seçimler için ise kinoa, nohut ve mevsim sebzeleriyle hazırlanan etsiz “Vejetaryen Burger”a ve tatlısız olmaz diyenler için “Limonlu Mousse”a denenmeden olmaz denebilecek menüsüyle lezzet tutkunlarını bekliyor.

Vejetaryen Burger

Limonlu Mousse

Mayıs ayında kapılarını açan Milano Fondazione Prada kültür sanat kuruluşu içerisindeki Restaurant Torre, 22 Temmuza kadar mutfağını gastronomik kültürün en başarılı genç isimlerinden kabul edilen basit malzemelerden büyük tatlar yakalamasıyla ünlenen Rus şef Yury Kostorev’e emanet ediyor. 2018 yılı boyunca devam edecek farklı kültür lezzetlerini tanıtmayı ve yerel değerlerin paylaşımını amaçlayan “CARE’s Chef Under 30” projesini Fondazione Prada ve bünyesinde bulunan Restaurant Torre de destekliyor. Bu iş birliği sonucunda ise ünlü şefin altı spesiyal lezzetinin tadım menüsü Milano’yla buluşuyor. Bu eşsiz menüyü denemek için kısıtlı bir süre tanınmış olsa da proje kapsamında bu yıl boyunca genç ve yetenekli şefleri tarafından hazırlanan sanat kabul edilebilecek tatları dünyanın çeşitli restaurantlarında deneyimlemeye devam edeceğiz.